eleştirel pedagoji

Journal of Critical Pedagogy
  • https://www.facebook.com/elestirelpedagojidergisi
  • https://www.twitter.com/elestirelpedagoji
Kemal İnal
inalkemal@gmail.com
5. Demokratik Eğitim Kurultayı’na giderken…
12/06/2012

5. Demokratik Eğitim Kurultayı’na giderken…

 

Bu aralar, 2013’de sendikamız Eğitim Sen tarafından yapılacak olan 5. DEK için, benim de içinde yer aldığım 7 kişilik DEK Düzenleme Kurulu olarak toplantı üzerine toplantı yapıyoruz. Son toplantımız geçen cumartesi idi ve bu kez oldukça kalabalık bir gruptan oluşan Danışma Kurulu’nun öneri ve eleştirilerini dinledik. Bu toplantıda Düzenleme Kurulu olarak, DEK’de tartışılması ve konuşulması gereken konu başlıklarını ana hatlarıyla belirledik. Aralarında Nejla Kurul, Işıl Ünal, Adnan Gümüş, Rıfat Okçabol, Serdar Değirmencioğlu gibi akademisyenlerin, Feyzullah Ertuğrul, İsmet Yalçınkaya gibi eski TÖS ve TÖB-DER yöneticilerinin, İsmet Aktaş gibi eski Eğitsen’lilerin, Eğit-Der başkanı Mustafa Demir’in, Öv-Der başkanının, BirGün gazetesi köşe yazarı Ünal Özmen’in, sendikamızın eski genel eğitim sekreterleri Fevzi Ayber ve İsmail Sağdıç’ın, Emirali Şimşek’in ve daha birçok ismin bulunduğu toplantımız son derece verimli geçti.  DEK’ler niye yapılır? Elbette birçok nedeni var bu sorunun.

 

1) İrade beyanı: DEK, sendikamızın mücadele ve direniş iradesini beyan ettiği, inancını sağlamlaştırıp pekiştirdiği, üyeleri ile yöneticilerinin görüş, bilgi ve tartışmalar bakımından iç içe geçtiği bir siyasal toplantıdır. Eğitimin demokratikleştirilmesinde bir kilometre taşı, dönüm noktasıdır. Hem kuramsal hem de pratik bir ışıldaktır. Eğitim Sen, basit bir eğitim sendikası değildir ve fakat siyasal bir ideoloji (sosyalizm) üzerine oturan bir sınıf sendikasıdır. Sınıfı, eğitim ve bilim emekçileridir. O halde, DEK, ideolojinin pekiştirildiği, eksiklerinin yerel düzeyde tamamlandığı, siyasal tezlerin mevut gelişmeler temelinde yeniden ele alındığı bir birliktelik ve dayanışma toplantısıdır. Sendikanın iradesini ortaya koyduğu bir ileri atılımdır.

2) Bilgi ve tezlerin güncellenmesi: Kapitalizmin küreselleşme aşamasında yeni ideolojisi artık neoliberalizm. Kapitalistler, başta eğitim, kültür, sağlık ve medya olmak üzere bütün yaşam alanlarını bu ideolojiye göre yeniden kuruyor. Hem de ışık hızıyla. Haliyle okul, öğrenci, müfredat, öğretmen, bilgi teknolojileri farklı işlevsellikler kazanıyor. Eğitim artık “adam/insan olmak” için değil “piyasa” için yapılıyor. Bunlar son yirmi yılda iyice açığa çıkan gerçekliklerdir. Bu gerçeklikler karşısında sendikamızın bilgi ve tezlerini güncellemesi gerekir.

 

3) Mücadele ve direniş: Biz Eğitim Sen’liler, eski alışkanlık, kavram ve modellerle bu gelişmelere karşı koyup koyamayacağımızı konuşmamız lazım. Sendikamız güçlü bir sendika. Güçlü olduğu için iç grup tartışmaları, bölünmeler, anadilinde eğitim meselesinden dolayı kapatılma tehlikesi, sürgün, soruşturma, Kürt sorunundan dolayı üye kaybetme, Eğitim İş’’lilerin ayrılması, iktidarı arkasına alan Eğitim Bir Sen olayı gibi birçok kan kaybettirici gelişmeye rağmen hala ayakta. Üstelik başkanımız Ünsal Yıldız’ın verdiği bilgilere göre, son 4+4+4 meselesinde dik duruşundan dolayı da 12 bin civarında üye kazanmış durumda. Haliyle, önümüzdeki DEK’de yeni mücadele ve direniş yolları konuşulmalıdır. Halk AKP iktidarının sayısız “reform”undan bıkmış durumda. MEB yap-boz tahtasına dönüştürüldü. Her sene yeni uygulamalar gündeme geliyor. Öğretmenler şaşkın, veliler çaresiz, öğrenciler bıkkın durumda. Haliyle halkın eğitime karşı olan bu içgüdüsel muhalefet duygularını nesnel gerçeklik içinde uygulanabilir müdahilliğe çevirmeliyiz.

 

4) Sosyalleşme: Sendikamızda farklı din, dil, cinsiyet, statü, eğilim, siyasi parti, bölge ve illerden çok farklı insan var. Bu büyük bilgi ve mücadele/direniş şöleni aynı zamanda yeni sosyalleşme veya sosyalliklerin vuku bulacağı bir mecra, imkân ve fırsatı olmalıdır.

 

Biz solcular konuşmayı, tartışmayı, polemiği çok severiz ama aynı zamanda hasret gidermeyi, eski dostlukları anmayı, selamlaşmayı, birlikte çay-kahve içmeyi de çok severiz. Umarım 5. DEK bizi çok daha sosyalleşmiş, birbirimizi anlayan ve seven bir noktaya götürür, zira geçmişte çok kırıldık, bölündük ve bıktık, ayrıldık, gittik. Şimdi halk bizden halkçı bir eğitim için öncü bir rol bekliyor. En son 4+4+4 meselesinde de görüldü ki, ortalıkta Eğitim Sen’den başka direnen bir örgüt yoktu-TBMM’de rol alan CHP’lileri de elbette unutmamalı. Kimi AKP’lilerin bile onay vermediği bu türlü sözde reform uygulamalarına karşı direniş ve mücadelenin temeli aynı zamanda bilgi olmalı. Neyi istemediğimiz belli ama neyi istediğimizi kendi içimizde netleştirmeli ve bunu halka çok yalın kavram ve cümlelerle anlatabilmeyiz. Bunun için Şube ve Merkez Komisyonları yapacağı çalışmalarda çok genel, soyut, aşırı kavramsal çalışmalar yerine, kendi bölgelerinde yaşanan sorunları ve çözüm yollarını merkeze alan çalışmalarla 5. DEK’i beslemelidir. Kimi Danışma Kurulu üyelerinin de söyledikleri gibi, 5. DEK öncesi öncü panel, çalıştay ve sempozyumlar yapılmalıdır.

 

Bu konuda öncelikle görev Düzenleme Kurulu ile Danışma Kurulu üyelerine düşmektedir. Konu şimdiden canlandırılmalı, okullara ve medyaya aksettirilmeli, üyeler bunun için donanım ve bilgilerini artırmalı veya güncellemelidirler. 5. DEK bizim belki de yeni bir politika oluşturmamızın zemini olacaktır. Yeni mücadele yol ve yöntemlerine ilişkin öneriler geliştirilmelidir. Miting, yürüyüş, panel, sempozyum, okul gezmeleri vs. Bunlar elbette değerli ama bunların dışında daha bilinç yükseltici ya da bilinci açığa çıkarıcı yol ve yöntemler üzerine kafa yorulmalıdır. 5. DEK, belki de en çok sendikamızın eksik olduğu noktalara yoğunlaşmalıdır. Biz kimiz, neden derdimizi daha etkili biçimde anlatamıyoruz ve aslında biz neyi istiyoruz? Bitirirken, 5. DEK Danışma Kurulu Üyesi Prof. Adnan Gümüş’e kulak verelim: “DEK, amaç, organizasyon, içerik ve sonuç açısından örgütlenmeli. Yani, 5. DEK ile amacımız ne? Nasıl organize olacağız? DEK’in içeriğinde neler yer almalı? Bütün bunlardan nasıl bir sonuç çıkaracağız?” İşte bütün bu sorulara yanıt bulmak için 5. DEK’i yapacağız. Ama hep birlikte.                                         


1918 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Erdoğan’ın besmelesi, Gezi’nin Twitter’ı: İyi de bu neyin nesi? - 06/07/2013
Erdoğan’ın besmelesi, Gezi’nin Twitter’ı: İyi de bu neyin nesi?
Bir politik rönesans olarak Gezi - 29/06/2013
Bir politik Rönesans olarak Gezi
Vehim - 22/06/2013
Vehim
Taksim direnişinin içini boşaltma - 13/06/2013
Taksim direnişinin içini boşaltma
Taksim Gezi Direnişi-Erken bir sosyolojik bilanço - 08/06/2013
Taksim Gezi Direnişi-Erken bir sosyolojik bilanço
Kürtçe öğrenen Diyarbakır polisi - 15/03/2013
Kürtçe öğrenen Diyarbakır polisi
Milli korkumuz matematik - 08/03/2013
Milli korkumuz matematik
Öğretmenin sınıftaki özgürlüğü - 04/03/2013
Öğretmenin sınıftaki özgürlüğü
Türkiye’de eğitim nasıl neoliberalleştirildi? - 22/02/2013
Türkiye’de eğitim nasıl neoliberalleştirildi?
 Devamı